Gelenekten Geleceğe Uzanan Bir Sanat
Topraktan Doğan Zamansız Eserler
Yüzyılların izini taşıyan çini sanatı, Fahri Çetinkaya’nın dokunuşuyla yeniden hayat buluyor.
1969 yılında Kütahya’da doğan Fahri Çetinkaya, çini sanatıyla henüz genç yaşlarda tanıştı. 1982 yılında aldığı ilk eğitimle başlayan bu yolculuk, zamanla bir ustalığa ve kendine özgü bir sanat diline dönüştü.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın organizasyonlarında ülkemizi temsil eden sanatçı, eserlerini 40’tan fazla ülkede sergileyerek çini sanatını uluslararası bir platforma taşıdı.
Piri Reis haritalarından ilhamla oluşturduğu koleksiyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınarak devlet müzelerinde sergilenmeye değer görülmüştür.
Uluslararası Sanat Yolculuğu
Sanat, sınır tanımaz. Fahri Çetinkaya’nın eserleri; Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada sanatseverlerle buluşmuştur.
Eserlerinin 40’tan fazla ülkede sergilenmiş olması, sanatçının uluslararası alandaki güçlü yerini ve Türk çini sanatının evrensel değerini ortaya koymaktadır.
Chicago, Japonya, Fransa, İtalya, Kanada ve daha birçok ülkede sergilenen eserler, Türk çini sanatının evrensel değerini yansıtmaktadır.
Her Eser Bir İz Taşır
Her bir çini eser, tekrar edilemez bir izdir.
Her desen, her renk, sanatçının emeğini ve zamanını içinde taşır.
Çini sanatında “aykırı ebat” olarak adlandırılan büyük ölçülü eserler, aylar süren bir emeğin sonucudur. En küçük bir çalışmanın dahi tamamlanması aylar alırken, büyük eserler 6 ila 9 ay süren sabır ve ustalık gerektirir.
Bu eserler yalnızca bir sanat ürünü değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın taşıyıcısıdır.
Sanata Yön Veren Çalışmalar
2013 yılında UNESCO Piri Reis Yılı kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sergilenen eserler, sanatçının önemli çalışmalarından biridir.
Aynı yıl, Etiyopya’daki Afrika Birleşmiş Milletler binasına armağan edilen çini Afrika haritası, uluslararası alanda dikkat çeken projeler arasında yer alır.
Matrakçı Nasuh koleksiyonu, Orhun Yazıtları çalışmaları ve II. Abdülhamid Han’ın projelerinden ilham alınarak oluşturulan eserler, geçmiş ile geleceği sanat aracılığıyla bir araya getirir.
Benim Adım: Toprak
Toprak…
Her şeyin başladığı yer.
Bu eserler, toprağın sabırla şekillenmiş halidir.
Her biri benzersizdir, her biri bir hikâye taşır.
El emeği ve göz nuruyla hayat bulan bu çalışmalar, kültürel mirasımızı yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla yeniden yorumlanmaktadır.
Kültürel Mirasımıza Armağan Olsun
Geçmişten ilham alan, geleceğe iz bırakan eserler…