Fahri Çetinkaya

Fahri Çetinkaya

Çini Sanatçısı

Kategoriler


Keşfetmeye Buradan Başlayın


Sanat bazen tek bir eserde kendini gösterir, bazen de bir bütünün içinde anlam kazanır.

Bu sayfa, çini sanatının iki farklı yüzünü keşfetmeniz için bir başlangıç noktasıdır.
Bir yanda her biri kendi hikâyesini taşıyan özgün eserler…
diğer yanda ise belirli bir düşünce etrafında şekillenmiş koleksiyonlar…

Eserler bölümünde, her parçanın kendine özgü karakterini ve üretim sürecinin izlerini yakından inceleyebilirsiniz.
Koleksiyonlar bölümünde ise, bir fikrin nasıl bütünlüklü bir anlatıya dönüştüğüne tanıklık edersiniz.

Her detayda emek, her desende bir iz, her eserde bir zaman saklıdır.

İnceledikçe yalnızca görmekle kalmaz…
hissetmeye başlarsınız.


Eserler


Bir Eserin Yolculuğu


Her eser, tamamlanmış haliyle bir son gibi görünse de aslında uzun ve sabır dolu bir yolculuğun izlerini taşır.

Bu sayfada yer alan görüntüler; çininin henüz şekil bulmamış, renkle buluşmamış ve fırının ateşiyle olgunlaşmamış hallerine aittir. Her aşama, eserin karakterini belirleyen ayrı bir süreçtir.

Topraktan başlayan bu yolculuk; çizim, şekillendirme, ilk pişirim, renklendirme ve son fırınlama ile adım adım ilerler. Gördüğünüz her detay, saatlerin değil ayların emeğini taşır.

Son haline ulaştığında ise yalnızca bir obje değil, zamanın, sabrın ve ustalığın somut bir yansımasına dönüşür.



Bazı eserler vardır ki, henüz fırından çıkmadan ruhunuzun bir parçasını kendine mühürler.

Altı yedi ay boyunca sabırla, ilmek ilmek işlediğiniz o koca ömrün, tek bir kırılmaya sığan sessiz vedasıdır bu…

Sanat her zaman iyileştirmez; bazen altı yedi aylık o dökülen sessiz terlerin bir anda derin bir yaraya dönüşmesi, sanatın en hüzünlü yüzüdür.

Emek her zaman karşılığını bir bütün olarak almaz; bazen en silinmez izleri, tamamlananlar değil, kalbinizde parçalanan eserler bırakır.


Hakkımızda

Gelenekten Geleceğe Uzanan Bir Sanat


Topraktan Doğan Zamansız Eserler


Yüzyılların izini taşıyan çini sanatı, Fahri Çetinkaya’nın dokunuşuyla yeniden hayat buluyor.

1969 yılında Kütahya’da doğan Fahri Çetinkaya, çini sanatıyla henüz genç yaşlarda tanıştı. 1982 yılında aldığı ilk eğitimle başlayan bu yolculuk, zamanla bir ustalığa ve kendine özgü bir sanat diline dönüştü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın organizasyonlarında ülkemizi temsil eden sanatçı, eserlerini 40’tan fazla ülkede sergileyerek çini sanatını uluslararası bir platforma taşıdı.

Piri Reis haritalarından ilhamla oluşturduğu koleksiyon, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınarak devlet müzelerinde sergilenmeye değer görülmüştür.

Uluslararası Sanat Yolculuğu

Sanat, sınır tanımaz. Fahri Çetinkaya’nın eserleri; Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada sanatseverlerle buluşmuştur.

Eserlerinin 40’tan fazla ülkede sergilenmiş olması, sanatçının uluslararası alandaki güçlü yerini ve Türk çini sanatının evrensel değerini ortaya koymaktadır.

Chicago, Japonya, Fransa, İtalya, Kanada ve daha birçok ülkede sergilenen eserler, Türk çini sanatının evrensel değerini yansıtmaktadır.

Her Eser Bir İz Taşır

Her bir çini eser, tekrar edilemez bir izdir.
Her desen, her renk, sanatçının emeğini ve zamanını içinde taşır.

Çini sanatında “aykırı ebat” olarak adlandırılan büyük ölçülü eserler, aylar süren bir emeğin sonucudur. En küçük bir çalışmanın dahi tamamlanması aylar alırken, büyük eserler 6 ila 9 ay süren sabır ve ustalık gerektirir.

Bu eserler yalnızca bir sanat ürünü değil, aynı zamanda kültürel bir mirasın taşıyıcısıdır.

Sanata Yön Veren Çalışmalar

2013 yılında UNESCO Piri Reis Yılı kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sergilenen eserler, sanatçının önemli çalışmalarından biridir.

Aynı yıl, Etiyopya’daki Afrika Birleşmiş Milletler binasına armağan edilen çini Afrika haritası, uluslararası alanda dikkat çeken projeler arasında yer alır.

Matrakçı Nasuh koleksiyonu, Orhun Yazıtları çalışmaları ve II. Abdülhamid Han’ın projelerinden ilham alınarak oluşturulan eserler, geçmiş ile geleceği sanat aracılığıyla bir araya getirir.

Benim Adım: Toprak

Toprak…
Her şeyin başladığı yer.

Bu eserler, toprağın sabırla şekillenmiş halidir.
Her biri benzersizdir, her biri bir hikâye taşır.

El emeği ve göz nuruyla hayat bulan bu çalışmalar, kültürel mirasımızı yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla yeniden yorumlanmaktadır.

Kültürel Mirasımıza Armağan Olsun

Geçmişten ilham alan, geleceğe iz bırakan eserler…


Görüşleriniz Bizim İçin Değerli

Eserlerimizin sizde bıraktığı izleri ve merak ettiklerinizi bizimle paylaşın; sanat, paylaştıkça derinleşen bir yolculuktur.


Adı Soyadı